
Otizm, epilepsi ve gelişim geriliği çok karmaşık moleküler mekanizmaları barındıran, birbiri ile grift özellikleri bulunan durumlardır. Sözel ve sözel olmayan iletişim yetersizliği, tekrarlayıcı davranışlar, tekrarlayıcı kelimeler, takıntılar, parmak ucu yürüme ve kısıtlı ilgi alanları, başlıca otizm olmak üzere birçok farklı nöro-gelişimsel bozuklukta görülebilmektedir. Epilepsi ise tekrarlayan bilinç kaybı olan veya olmayan motor hareketler, duyusal veya görsel bulguların izlendiği klinik bir durumdur.
Otizm ve epilepsi hastalıklarının, hem altta yatan olası biyolojik ya da genetik nedenlerindeki benzerlikler, hem de klinik eşlik eden bulgulardaki ortak yönler, her iki hastalığın birbiri ile ilişkisini değerlendirmeyi zorunlu kılmaktadır. Şöyle ki; epilepsi hastalığı bulunan çocuklarda, özellikle erken yaşta bulgu verenlerde, üçte bir oranında otistik özellikler görülmektedir. Diğer yandan otizm tanısı alan ve özellikle zeka geriliği de bulunan olgularda da epilepsi çok sık karşımıza çıkmaktadır.
Dil gelişimi ve sosyal becerilerdeki gerileme; hem erken başlangıçlı epilepsilerde hem de otizm spektrum bozukluğu olan çocuklarda görülebilmektedir. Tekrarlayan epilepsi nöbetleri ve yoğun beyin elektriksel aktivitesindeki (EEG) bozukluklar, otizm benzeri, dil ve sosyal becerilerde gerilemeye neden olabilmektedir. Çocukluk çağı epilepsilerinde sadece antiepileptik ilaçlar ile tedavi yönetimi, gelişimsel geriliklerin gözardı edilmesi son derece yetersiz bir tedavi yaklaşımı olabilecekken, otizm spektrum bozukluğu bulunan çocuklarda da epilepsi hastalığı görmezden gelinerek, sadece özel eğitimlerle tedavi sürecinin yönetilmesi ciddi bir hata olacaktır.



